18 Ağustos 2014 Pazartesi

Édouard Manet

Hayatı
Édouard Manet, 23 Ocak 1832'de Paris'te varlıklı ve birbirine bağlı bir ailenin üyesi olarak doğdu. Annesi, Eugénie-Desirée Fournier, İsveç Prensi Charles Bernadotte'nin torunuydu. Babası, Auguste Manet ise Fransız bir yargıçtı ve oğlunun da tıpkı kendisi gibi hukuk alanında kariyer yapmasını istiyordu. Dayısı, Charles Fournier, yeğenini resim yapması konusunda teşvik etti ve sık sık Louvre'a götürdü.[1] 1845 yılında, dayısının tavsiyesiyle, Manet çizim konusunda özel ders almaya başladı. Bu dersler sırasında ileride Güzel Sanatlar Bakanlığı yapacak olan Antonin Proust ile tanıştı. Proust-Manet dostluğu yaşamlarının sonuna kadar sürdü.
1848 yılında, babası isteği üzerine bir eğitim gemisiyle Rio de Janeiro'ya doğru yola çıktı. Deniz Kuvvetleri sınavına iki kere girip başarısız olduktan sonra babası sanat eğitimi almasına izin verdi.[2] Manet, 1850'den 1856'ya kadar, geniş tarihi tabloları ile tanınan Thomas Couture isimli akademik bir ressamla birlikte çalıştı. Boş zamanlarında ise Louvre'daki büyük başyapıtları kopyalıyordu.
1853 ile 1856 arasında Almanyaİtalya ve Hollanda'yı ziyaret etti. Bu ziyaretler sırasında Frans HalsDiego Velázquez veFrancisco Goya'nın eserlerini inceleme fırsatı buldu. Bu üç ressamdan çok etkilendi ve daha sonraki çalışmalarında onların eserlerinden esinlendi.
1856 yılında kendi atölyesini açtı. Bu dönemdeki tarzı fırça darbelerini serbest bırakan, detayları basitleştiren ve geçiş tonlarını yok eden olarak tanımlanabilir. Bu stilini Gustave Courbet tarafından başlatılan gerçekçilik akımına adapte eden Manet, Absent İçicisi (1858-59) isimli tablosunu çizdi. Onun dışında ise şarkıcılar, çingeneler, kafelerdeki insanlar, boğa güreşleri, dilenciler gibi çağdaş konularla ilgilendi. Gençlik yıllarında eğilmeyi tercih ettiği dini, tarihi ya da mitolojik resimleri daha sonraki yıllarda çok az konu edindi.
Tuileries'de Müzik, Manet'nin ilk dönem çalışmalarından biridir ve o dönemdeki tarzını yansıtır. Tabloda, Frans Hals ve Diego Velázquez'den esinler görülür. Ayrıca, ressamın hayatının sonuna kadar ilgileneceği "boş zaman" konusunun da habercisidir. Resim, bazıları tarafından tamamlanmamış olarak tanımladı. Tabloda, o dönemde Tuileries Bahçeleri'nin müzik ve sohbetle dolu atmosferi izlenebilir.
Bu resimde, Manet, arkadaşlarını, ressamları, yazarları ve müzisyenleri anlattı. Bütün bu karakterlerin arasına kendi otoportresini de ekledi
Sanatçının en önemli erken dönem çalışmalarından biri de Kırda Öğle Yemeğiidi. 1863 yılında Paris Salonu'nun yıllık sergisi tarafından reddedilen Manet, bir sonraki sene resmi Reddedilenler Salonu'nda sergiledi. 3. NapolyonReddedilenler Salonu'nu, 1863 yılında, Paris Salonu'nun 3000'den fazla eseri reddetmesinden sonra kurmuştu.
Tabloda giyinik bir erkekle tamamen çıplak bir kadının yan yana oturmasının zıtlığı ilgi çekti. Ayrıca eskize benzeyen basitleşmiş çizim de Manet'yi Courbet'ten ayıran bir gelişmeydi. Aynı zamanda, Manet'nin kompozisyonunda onun eski başyapıtlar üzerine yaptığı çalışma da fark ediliyordu. Ana karakterlerin oturma düzeni Marcantonio Raimondi'nin 1515 yılında çizdiğiParis'in Yargısı isimli tablosunu anımsatıyordu.[1]
Uzmanlar ayrıca, Manet'nin bu çalışmasının iki büyük rönesans resmi olanGiorgione ve Titian'ın Pastoral Uyum, ile Fırtına'sını de anımsattığını söylediler.[3] Fırtına Venedik'teki Gallerie dell'Accademia'dadır. Bu gizemli resimde de giyinik bir adamla çıplak bir kadın kırsal bir mekandadırlar. Adam solda ayaktadır ve kadın, çimenlerin üzerinde bebeğini beslemektedir. Uzaktaki karanlık bulutlar gelecek olan bir fırtınanın belirtisi gibidir. Resimdeki iki karakterin birbirleri ile olan ilişkileri ise belirsizdir.[4] Pastoral Uyum iseLouvre'un koleksiyonundadır. Bu resimde giyinik iki adam kırda oturmuş birbirine bakmaktadırlar. Sol taraftaki adam bir ud çalmaktadır, sağdaki ise dikkatle ona bakıp dinlemektedir. Ön tarafta ise iki çıplak kadın, erkeklere eşlik etmektedir. Kadınların birinin elinde flüt vardır, diğeri ise sürahi taşımaktadır. Arka planda ise uzakta bir ev, bazı ağaçlar ve bir çoban görünmektedir.
Tıpkı Kırda Öğle Yemeği'nde olduğu gibi bu tablosunda da Manet Rönesansressamlarını anmaktadır. Resimdeki çıplak kadının pozu Titian'ın Urbino Venüsü'nü (1538) ve Francisco Goya'nın Çıplak Maya'sını (1800) anımsatmaktadır.
Resmin tartışılmasının sebeplerinden biri de çıplak modelin tam olarak çıplak olmamasıdır. Saçlarındaki orkide, boynundaki kurdela, bilezik ve terlikler onun çıplaklığını ve seksapelini daha çok vurgulamakta ve zenginlerle düşüp kalkan rahat bir yaşama sahip hayat kadını imajını güçlendirmektedir. Orkide, tepede toplanmış saçlar, siyah kedi ve bir buket çiçek de o dönemlerde cinselliğin simgeleriydi. Bu modern Venüs vücudu standartlara göre incedir. Buradan da resimdeki idealize etme eksikliği fark edilebilir. Arkada duran tamamen giyinik hizmetçinin kıyafetleri ve bir fahişeye hizmet ediyor olması ortamdaki cinsel gerilimi arttıran bir faktördür.
Manet, Olympia'nın durgunluğunda Japon sanatından etkilendi. Bu durgunluk onu daha insani ve daha az şehvetli gösterir. Bazı yorumlara göre hizmetçisinin ona sunduğu çiçekleri gönderen müşterisine bakmaktadır.
Olympia sergilendikten sonra pek çok tepkiyle karşılaştı. Karikatürlerde, resimlerde, eskizlerde sık sık Manet'nin çıplağına göndermeler yapıldı. Pablo PicassoPaul GauguinGustave CourbetPaul Cézanne ve Claude Monet resmin önemini takdir eden ressamlar arasındaydı.
Eserlerindeki bitmemişlik duygusu ve fotoğraf benzeri ışıklandırma, bu çalışmaların modern olarak görünmesine sebep oluyordu ve Manet'nin kopyaladığı ya da kaynak olarak kullandığı rönesans eserleri ile tezat oluşturuyordu. Resimlerinin "erken dönem modern" olarak tanımlanmasının bir sebebi de şekillerin arka planı olarak siyah renk kullanmasıydı. Böylece resme bakanın dikkati şekillerde İzlenimcilerin çekirdek grubunun aksine, Manet eserlerini bağımsız sergiler yerine Paris Salonu'nda sergilemeyi tercih etti. Fakat, 1867 yılında Paris Salonu'na kabul edilmeyince kendi sergisini açtı. Bu sergideki eserleri önemli eleştirmenlerden kötü yorumlar aldı. Yine bu dönemde Degas gibi izlenimci ressamlarla ilk defa ilişki kurdu.
Her ne kadar izlenimcilik akımına çalışmaları ile esin kaynağı olmuş ve desteklemişse de izlenimci sergilere katılmakta direnç gösterdi. Bunun sebebi hem bu grubun bir üyesi olarak görünmek istememesi hem de Paris Salonu'nda eserlerini sergilemeyi tercih etmesiydi. Öğrenci de kabul etmeyen Manet'nin tek istisnası Eva Gonzalès oldu.
Manet, besteci Emmanuel Chabrier ile çok yakın dosttu. Onun iki tane portresini de yaptı. Müzisyen, ressamın 14 adet tablosuna sahipti ve bestesiImpromptu'yu Manet'nin eşine adadı.[5]
Ressamın yaşamı boyunca, eleştirmenlerle arası iyi olmadı. Buna rağmen Émile Zola onu kamuoyunda her zaman savundu ve destekledi. Stéphane Mallarméve Charles Baudelaire ile de arkadaştı ve Manet'nin kafe manzaraları içeren resimlerin ondokuzuncu yüzyılda Paris'teki sosyal yaşam hakkında gözlem yapılmasına yardımcı olur. Ressam, insanları müzik dinlerken, bira içerken, flört ederken, bir şeyler okurken ya da beklerken çizdi. Çoğunlukla Rochechourt Bulvarı'ndaki Brasserie Reichshoffen'i ziyaret etti. Örneğin 1878'de çizdiği Kafede isimli tablosu orayı anlatmaktadır. Bu eserde, pek çok insan barda durmaktadır. Bir kadın resmi izleyene bakarken diğerleri kendilerine servis yapılmasını beklemektedir. Bu resimlerin havası Frans Hals ve Velázquez'in çalışmalarını anımsatmaktadır. Bohem hayattan, kent yaşamından, çalışan insanlardan ve burjuvaziden anlık görüntüler gibidirler.
Kafe Köşesi isimli tabloda ise bir adam sigara içerken arkasındaki garson kadın içkileri servis etmektedir. Bira İçenler'de ise bir kadın ve arkadaşı birlikte bira içmektedirler. Manet, ayrıca sık sık Pere Lathuille's isimli Avenue de Clichy üzerindeki restoranda da vakit geçirdi. Örneğin Lathuille's'de isimli tablosunu orada çizdi.
Le Bon Bock'da ise şişman, neşeli ve sakallı bir erkek bir elinde bira diğer elinde pipo ile oturmaktayken, resimdeki diğer erkek direkt izleyicinin Manet, yüksek sınıfın eğlencelerini ve sosyal aktivitelerini de resimlerine konu etti. Örneğin, Operadaki Maskeli Balo isimli tablosunda, ressam canlı kalabalığın bir partide eğlenmesini anlattı. Eserde, melon şapkalı, uzun siyah smokinli erkekler maskeli ve parti kostümü giymiş kadınlarla sohbet ederler. Manet, bu çalışmasına, arkadaşlarının portrelerini de ekledi.
Ressam, dönemin popüler diğer aktivitelerine de resimlerinde değindi. Mesela,Longchamp'de Yarış isimli eserinde, at yarışı esnasında jokerlerin heyecanını ve enerjisini izleyene yansıttı. Patenle Kayış'da ise iyi giyimli bir kadın ön plandadır ve diğerleri bu kadının arkasında paten kaymaktadırlar. Ressam, çoğunlukla eserinde öznesinin arkasında bir kent yaşamını anlattı ve esere bakıldığında bu yaşamın çerçeveden taşarak devam ettiği düşündürttü.
Uluslararası Sergiden Görüntü isimli tabloda ise askerler ayakta ya da oturarak dinlenmektedirler ve konuşmaktadırlar. Bir bahçıvan, köpekli bir çocuk, at sırtında bir kadın da resimdedirler. Kısaca, Paris'teki farklı sınıflardan ve yaşlardan insan manzarasıdır.
 bakmaktadır. de portrelerini çizdi..
Manet, izlenimcilik akımının öncüleri olan Edgar DegasClaude MonetPierre-Auguste RenoirAlfred SisleyPaul Cézanne ve Camille Pissarro gibi ressamlarla arkadaştı. Yine bu grubun içinde yer alan Berthe Morisot, sanatçıyı kendi aktivitelerinin içine çekiyordu. Berthe, ressam Jean-Honoré Fragonard'ın torunuydu ve ilk defa 1864 yılında Paris Salonu'na kabul edildi. Bu tarihten sonra 10 sene daha eserlerini orada sergilemeye devam etti.
Manet ve Berthe Morisot 1868'de tanıştılar. Morisot, Manet'yi kendisiyle birlikte açık havada resim yapmaya ikna etti. Berthe'yi bu şekilde bir çalışmaya arkadaşı Camille Corot alıştırmıştı. Manet ve Morisot birbirinden çok şey öğrendi. Manet, Berthe'nin bazı tekniklerini kimi resimlerinde kullandı. 1874 yılında, Berthe, Manet'nin erkek kardeşi Eugene ile evlenerek aileye de girdi.
Eserleri